Makale

Makale

Orta Çağ Hindistan’ında Sufi-Devlet İlişkileri: Hâlik Ahmed Nizâmî’nin Eserleri Işığında Bir İnceleme

Sufi-State Relations in Medieval India: A Study through the Scholarship of Khaliq Ahmad Nizami

Nasir Ahmad GANAI
Yıl 2025, Sayı 2, Sayfalar:17-30

DOI : -

Historians of Islam and South Asia have long been fascinated by how Sufi saints interacted with political power in medieval India. While people often view the khānqāh as a place to retreat from worldly influence, the reality of Sufi-state relations was much more complex, fluctuating between distance, negotiation, and sometimes cooperation. This article looks at Sufi-state relations through the work of Khaliq Ahmad Nizami, who was one of the leading historians of Indian Sufism. Based on extensive readings of Persian chronicles, malfūẓāt (discourses), and hagiographical literature, Nizami’s scholarship is key to understanding how spiritual and political aspects intersected in the subcontinent. The study starts by placing Nizami within the larger context of Sufi historiography. It highlights how his work differs from both colonial-era studies and later sociological interpretations. The article then explores his view on Chishtī aloofness, Suhrawardī engagement, and the practical strategies Sufis used when dealing with state power. It pays attention to Nizami’s argument that Sufi attitudes were not consistent but shaped by historical context. They reflected a balance between maintaining spiritual integrity and responding to political situations. By revisiting Nizami’s contributions, this article clarifies the interactions between Sufis and the state. It also empha￾sizes his lasting importance for Islamic intellectual history. The findings indicate that Nizami’s complex approach challenges simple views of resistance and collaboration. Instead, he offers a range of relations that enriched Indo-Islamic civilization.

İslam ve Güney Asya tarihçileri, uzun süredir Orta Çağ Hindistanı’nda sufilerin siyasi iktidarla nasıl etkileşime girdikleri hususuna ilgiyle yaklaşmaktadır. Sufilerin ibadet ve ikamet ettikleri yer olan hankah, çoğu zaman dünyevi etkilerden uzaklaşmak için kullanılan bir yer olarak görülse de sufi-devlet ilişkilerinin gerçekteki durumu resmiyet, müzakere ve bazen de iş birliğini içermesi bakımından çok daha karmaşıktı. Bu makale, Hint tasavvuf tarihinin önde gelen isimlerinden biri olan Hâlik Ahmed Nizami’nin çalışmaları üzerinden sufi-devlet ilişkilerini incelemektedir. Nizami’nin, Farsça kaleme alınmış vekāyinâmeler, malfûzât (sohbetler) türündeki eserler ve menkıbevi literatür üzerine yapılan kapsamlı okumalara dayanan araştırmaları, alt kıtada mânevî ve siyâsî boyutların nasıl kesiştiğini anlamak için kilit öneme sahiptir. Çalışma, öncelikle Nizami’yi tasavvuf tarih yazımının daha geniş bağlamına yerleştirerek başlamaktadır. Onun çalışmalarının hem sömürge dönemi araştırmalarından hem de sonraki sosyolojik yorumlardan nasıl farklılaştığını vurgulamaktadır. Makale daha sonra, onun Çiştî tarikatinin mesafeli duruşu, Sühreverdî 
tarikatinin süreçlere katılımı ve sufilerin devletle ilişkilerinde kullandığı pratik stratejiler hakkındaki görüşlerini inceler. Nizami’nin, sufilerin tutumlarının sabit olmadığı, aksine tarihsel bağlam tarafından şekillendirildiği argümanına dikkat çeker ki bu tutumlar, mânevî bütünlüğü koruma ile siyâsî durumlara cevap verme arasında bir dengeyi yansıtıyordu. Bu çalışma, Nizami’nin katkılarını yeniden değerlendi￾rerek, sufiler ve devlet arasındaki etkileşimleri açıklığa kavuşturmaktadır. Ayrıca onun İslam düşünce tarihi içindeki kalıcı önemini vurgulamaktadır. Bulgular, Nizami’nin karmaşık yaklaşımının, sufilerin devletle olan ilişkilerinde direnç veya iş birliği yönünde bir tutum içinde olduklarını iddia eden indirgemeci görüşleri sorguladığını göstermektedir. Bunun yerine o, Hint-İslam medeniyetini zenginleştiren bir dizi 
ilişki dinamiği ortaya koyar.