Article

Makale

Nostalji ile Tasavvufî Huzur Arasında: Modernlik, Huzursuzluk ve Ahmet Hamdi Tanpınar (1901-1962)

Between Nostalgia and Sufi Presence: Modernity, Uneasiness, and the Search for Ḥuḍūr in Ahmet Hamdi Tanpınar’s (1901-1962) A Mind at Peace

Adile Sedef Dönmez
Year 2026, Issue 1, Pages:3-31

DOI : -

This article examines the Turkish experience of modernity through the concepts of nostalgia, uneasiness (huzursuzluk), and authenticity in Ahmet Hamdi Tanpınar’s novel Huzur (A Mind at Peace). While the novel has frequently been interpreted as a literary reflection on the cultural and psychological tensions of early Republican Turkey, this study proposes a reading that situates Tanpınar’s exploration of ḥuḍūr (peace) within a broader Sufi conceptual framework. The modernization project of the Turkish Republic was built upon a radical temporal rupture that reconfigured the relationship between past and present. This deliberate distancing from the Ottoman past generated profound tensions in collective memory and individual identity, particularly among Istanbul’s intellectual elite. In Tanpınar’s novel Huzur, these tensions manifest themselves as nostalgia, existential uneasiness, and an unresolved search for authenticity. In classical Sufi thought, however, ḥuḍūr refers to a spiritual state of presence before God (huzurda olmak), attained through remembrance (dhikr) and the purification of the heart (qalb). From this perspective, the pervasive uneasiness experienced by Tanpınar’s characters may be understood as a condition of spiritual estrangement and inner dispersion. Rather than attaining a state of ḥuẓūr grounded in presence, inward composure, and metaphysical continuity, the characters remain suspended between an aestheticized longing for the Ottoman past and the cultural dislocations produced by modernity. By re-reading the novel Huzur through the conceptual lens of Sufi metaphysics, this article argues that Tanpınar’s narrative reveals a deeper spiritual dimension of modern alienation. The novel’s portrayal of nostalgia and uneasiness reflects not merely a historical crisis but also a metaphysical dislocation, the loss of a spiritual horizon capable of reconciling past and present. The central research question guiding this study is: How does Tanpınar’s Huzur represent the experience of modernity through the intertwined dynamics of nostalgia, uneasiness, and authenticity, and how can these dynamics be illuminated through the Sufi concept of ḥuḍūr?

Bu makale, Ahmet Hamdi Tanpınar’ın Huzur romanı üzerinden Türk modernlik tecrübesini nostalji, huzursuzluk ve otantiklik kavramları etrafında ele almaktadır. Roman çoğu zaman erken Cumhuriyet döneminin kültürel ve psikolojik gerilimlerini yansıtan bir edebî metin olarak yorumlanmış olsa da, bu çalışma Tanpınar’ın huzur kavramına yaklaşımını daha geniş bir tasavvufî kavramsal çerçeve içinde yeniden değerlendirmeyi önermektedir. Türkiye Cumhuriyeti’nin modernleşme projesi, geçmiş ile şimdi arasındaki ilişkiyi yeniden kuran keskin bir zamansal kopuş fikri üzerine inşa edilmiştir. Osmanlı geçmişiyle kurulan bu bilinçli mesafe, özellikle İstanbul’un entelektüel çevrelerinde kolektif hafıza ile bireysel kimlik arasında derin gerilimler doğurmuştur. Huzur romanında bu gerilimler nostalji, varoluşsal bir huzursuzluk ve çözüme kavuşmayan bir otantiklik arayışı olarak tezâhür eder. Buna karşılık klasik tasavvuf düşüncesinde huzur, yalnızca psikolojik bir sükûnet hâlini değil, kulun kalbinde Tanrı’nın huzurunda bulunma bilincini ifade eden ruhânî bir durumu anlatır ki bu hâl zikir ve kalbin tasfiyesi yoluyla elde edilmektedir. Bu açıdan bakıldığında, Tanpınar’ın karakterlerinde sürekli hissedilen huzursuzluk, böylesi bir mânevî huzurun yokluğu olarak da okunabilir. Romanın şahısları hakîkî huzura erişmekten ziyade, bir yandan Osmanlı geçmişine duyulan estetik bir nostalji ile öte yandan modernliğin yarattığı kültürel kopuşlar arasında asılı kalmış görünürler. Bu makale, Huzur romanını tasavvuf metafiziğinin kavramsal ufku içinden yeniden okuyarak Tanpınar’ın anlatısının modern yabancılaşmanın daha derin ve ruhânî bir boyutunu görünür kıldığını ileri sürmektedir. Romanda nostalji ve huzursuzluk etrafında şekillenen duygu dünyası yalnızca tarihsel bir krizin ifadesi değil, aynı zamanda geçmiş ile şimdiyi uzlaştırabilecek mânevî bir ufkun yitimiyle bağlantılı metafizik bir yerinden edilme hâlini de yansıtır. Bu çalışmayı yönlendiren temel araştırma sorusu şudur: Tanpınar’ın Huzur romanı modernlik tecrübesini nostalji, huzursuzluk ve otantiklik arasındaki iç içe geçmiş dinamikler üzerinden nasıl temsil eder ve bu dinamikler tasavvufî huzur kavramı aracılığıyla nasıl yeniden anlaşılabilir?